Parapsikoloji İki yüz yıl kadar önce, bugün paranormal olarak sınıflandırdığımız olaylar şimdikinden çok daha kolayca kabul ediliyordu. Ancak, bu olayların Şeytanla ilişki kurmanın sonucunda ortaya çıktığına inanılıyor, insan zihninden kaynaklandıkları düşünülmüyordu.

Başkalarının zihinlerini okumak, geleceği bilmek, cisimleri dokunmaksızın hareket ettirmek ve özellikle, ölülerle konuşmak hep büyücülere özgü yetenekler sayılıp, çoğu kez ölümle cezalandırılıyordu.

Bugün bile bir çok kişinin paranormale karşı duyduğu tedirginliğin ve yine birçoğunun paranormal güçlere sahip kimselere karşı gösterdikleri saygıyla karışık korkunun nedeni olan geçmişteki bu tutumdan henüz kurtulabilmiş değiliz.

Oysa, paranormal olayların uzun ve saygın bir geçmişi vardır. Tarih kayıtlarının incelememize olanak verdiği en eski zamanlardan beri rahipler ve büyücüler, çeşitli kehanet yollarıyla geleceği öğrenmeye çalışmışlardır.

Gelişigüzel atılan renkli taşların oluşturduğu biçimleri yorumlamak bu yollardan biriydi. Eski Mezopotamya da tanrılara kurban edilen hayvanların karaciğerleri incelenerek bulunan biçim ve toprakların yorumlanması, tıpkı 19. Yüzyıl frenologlarının insanın kafasındaki şişkinleri ölçerek karakterini yorumlamalarına benzemektedir. Daha başka kültürlerde de, kurban edilen bir düşmanın bağırsakları incelenerek gelecekle ilgili bilgiler edinilirdi. Devamı »
Duyu ötesi algı (esp) Kendinizi olağanüstü şanslı mı görüyorsunuz? Yaşamınızda sizi şaşırtan o rastlantılar çok sık mı tekrarlanıyor? Yoksa birtakım önsezileriniz mi var? Ya da, evdekilerin bulmak için evin altını üstüne getirdikleri bir şeyi hep siz mi buluyorsunuz?

Bunların tümü ruhsal yetenek ya da genel terminolojide kısaltılmış olarak ESP (Extra Sensory Perception) diye bilinen Duyu Ötesi Algı olayının oldukça sık rastlanan biçimlerinden yalnızca bir kaçıdır. Duyu ötesi sözcüğüyle normal duyularımızı kullanmaksızın olayları algılamamızı sağlayan bir tür yetenek ya da yetenekler dizisi kastedilmektedir.

Bir elmaya baktığımızda onu görürüz. Ama, eğer bu elma görme alanımız dışında, örneğin, başka bir odada, hatta kilometrelerce uzaktaki bir odadaysa, ve biz onu yine de zihnimizde görebiliyorsak, bu imgesel bir elma olmadığı sürece, görüntüyü gözlerimizi ya da başka bir organımızı kullanmaksızın doğrudan doğruya zihnimizde algıladığımızı söyleyebiliriz. İşte bu Duyu Ötesi Algı’dır.

Gözleri kullanmaksızın gerçekleştirilen bu görme olayına ruhsalgörü (klervoyans) ya da durugörü adı verilir; ancak daha birçok Duyu ötesi algı biçimi bulunduğu bilinmektedir. Örneğin, görme alanı dışında kalan bu elmaya başka biri bakmaktaysa, doğrudan doğruya o kişinin zihninden gelen bir sinyali alabiliriz. Bunun adı uzaduyum (telepati) dur.

Bunlar Duyu Ötesi Algı (ESP) adıyla bilinen olaylardan (fenomen) yalnızca ikisidir. Belki de bu aslında yanlış bir ayrımdır; çünkü normal duyular kullanılmaksızın olaylara ilişkin bilgi edinmek ve fizik yollara başvurmaksızın olayları bir dereceye kadar denetlemek arasında bir ayrım yapmak güçtür. Devamı »
Biyoenerji Biyoenerjinin kelime anlamı; doğal olan enerjidir. Bilim; insan organizmasının yalnız moleküllerden oluşan, fiziksel bir yapıya sahip olmadığı, tüm kainatta olduğu gibi, bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular.

Vücut içerisinde devamlı bir titreşim ve düşük voltajlı elektromanyetik akım vardır. Elektromanyetik akım; fiziksel bedenle sınırlanmamıştır. Böylece, bir bedenden diğerine akış yapılabilir. Bu elektromanyetik akım; bedenin sağ tarafında toplanmıştır. Biyoenerji akışı insanla sınırlı değildir. Tüm maddeye akar. Bitkilerin insanlarınkine zıt bir kutbu vardır. Onlarla aramızda hür bir kanal açılır.

Sağlıklı bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Daha doğrusu; beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bun nedenle; bedenimizin tümünü ayakta tutan beyinin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak gerekir.

Prana; Sanskrit dilinde kelime anlamı yaşam gücü demek olan, iyi sağlık durumunu muhafaza eden ve bedeni canlı tutan görünmez biyoenerji ya da yaşamsal enerjidir.

Japonlar; bu esrarengiz enerjiye Kİ, Çinliler CHİ, Yunanlılar PREVMA, Polonyalılar MANA, İbraniler RUAH derler. Yaşam nefesi anlamında pranik şifacılık, çok çeşitli hastalıkların tedavisinde, yaşamsal enerji yada enerji şifacılığının (ki Prana’nın kullanımıdır) bir çeşididir. Devamı »
Kirlian Fotoğrafçılığı Bay ve bayan Kirlian'ın yaptığı ilk kameranın şans eseri olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Semyon Davidoviç Kirlian bir gün elektrikli bir cihaz üzerinde çalışırken şiddetli bir elektrik çarpması geçirmişti. Günlük işlerini bırakıp evine gitti. Karısı Valentina, üzerinde çalıştığı bir fotoğraf işinde kendisine yardım etmesini istedi.

Semyon birkaç yeni film aldı ve üzerine resim çekilmiş filmlerin yerine bunları taktı ve filmleri banyo etmesi için karısına verdi. Sonunda, filmler onları hayrete düşürdü. Negatiflerde mavi, sarı ve diğer renkler açıkça görülüyordu.

Semyon'un geçirdiği şiddetli elektrik çarpmasının onda, enerji yüklü ellerinin temasıyla yeni filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı değişikliklere neden olduğu sonucuna vardılar. Kirlian'ların, ruhun fotoğrafını çektiği söylentisi yayıldı. Bu, 1939 yılında olmuştu. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması yüzünden keşif gizli tutuldu.

Kirlian Kamerası başlangıçta, bitkilerin veya onların bazı kısımlarının, özellikle yapraklarının fotoğraflarının çekilmesinde kullanıldı. Bu konuda pek çok şey yazılmıştır. Canlılık durumlarına göre çevreye yayılan auranın görülebildiği yaprak fotoğrafları, magazinlerde bile sık sık yer alıyordu. Yaprak bitkiye bağlıyken koparıldıktan hemen sonra ve epeyce zaman geçtikten sonra bu fotoğraflar çekiliyordu.

Aurada çok açık bir değişme görülüyor ve yaprak kurudukça aura yavaş yavaş kayboluyordu. Hayalet Yaprak Etkisi (Phantom Leaf Effect) olarak bilinen bu olay, medyumların öne sürdükleri iddiaları kanıtlar nitelikteydi. Çünkü medyumlar, uzuvlarından biri kesilmiş kişilerin, kesilen uzuvlarının hayaletlerini gördüklerini söylüyorlardı. Devamı »
Konuşan Tahta OUIJA 1853 yılında, M. Planchette isimli Fransız ruhbilimcisi, bir alet geliştirdi (her nasılsa rivayetlere göre -- Fransızca "planchette" isminin anlamının "küçük tahta" ["little plank"] olduğu dikkat çeker ve bu hikayeyi bir parça şüpheli hale getirir).

Bununla beraber kısa bir zaman sonra, herkes tarafından benimsenerek kullanılacak başka bir yenilik yapıldı. Kullanmak için bir deneyim veya ruhsal yetenekler gerekmiyordu. Bu aletin ruhsal alandaki faaliyetlerde yarattığı devrimin güçlü etkisi günümüzde bile duyulmaktadır.

"Planchette" küçük, kalp şeklinde bir tablaydı ve çeşitli yerlerine kalemler eklenmişti. Onu kullananlar, ruhsal güçler ve hayaletler yardımıyla diğer dünyadan aldıkları mesajları yazdığını öne sürüyorlardı. Bu yeni buluş medyumlar tarafından sıkça kullanılmaya başlandı, ancak halk tarafından çekici bulunmayıp yaygın bir kullanıma sahip olmadı.

Planchette'nin Amerika'ya gelmesinden kısa bir süre sonra, Maryland'den E.C. Reiche isminde bir kabin ve tabut imalatçısı ölülerle iletişim kurmak için yeni bir yöntem geliştirdi. Tahtanın ortasında iki sıra halinde alfabenin harflerinin yer aldığı ahşap bir tabla hazırladı. Bu harflerin altına, 1-10 arasında sayılar, köşelerine ise EVET ve HAYIR kelimelerini yerleştirdi. Devamı »
duyu ötesi algı, zener kartları, zener kartları ile esp testi, telepati ve durugörü, psikokinezi ve deneyler, araştırmacılar, konuşan tahta ouija, biyoenerji ve aura, kirlian fotoğrafçılığı ve kamerası, tekrar doğuş, hipnoz, kendiliğinden yanma
23 Ekim 2014 Perşembe 14:00:55 :: 3